Part 1: Evde Köpek Bakımı

Herkese merhaba! Bugün sizlere uzun zamandır yazmak istediğim bir konu ile geldim: Evde Köpek Bakımı.

Daha önce balık, kuş, civciv bakmış biri olarak öncelikle şunu söylemekte yarar görüyorum: Ha köpek, ha bebek! 

Arkadaşlar, abim ve ben yıllardır evde bir kedi ya da köpek olsun, çıtı pıtı gezsin istedik. Ama yaşlarımız küçük, okullarımız yoğun olunca bir türlü ailemiz izin vermedi. Nihayet, ikimiz de büyüdükçe taşlar yerine oturdu ve köpek için ikna ettik. Aslında kedi de severiz ve bakımı köpeğe nazaran çok daha kolay ama biz en üst katta oturduğumuz için kediyi kontrol etmesi çok zor; evin terası, balkonu ve camları kedi için bayağı sıkıntı olurdu 🙁 Ayrıca, evimizin asansörü de yok, bu yüzden büyük bir köpek bakmak mantıklı olmuyordu. Uzun lafın kısası o gün geldi çattı ve evimize minnacık bir Cavalier King Charles geldi 🙂 

Tuvalet Eğitimi

Evimiz iki katlı ve köpeğimizle yaz ayında kavuştuk. Yazları üst katta zaman geçirdiğimizden ve o henüz merdiven inip çıkmayı bilmediğinden pet shoplardan kolayca temin edebileceğiniz çitlerden aldık ve sahanlığa kurduk. Çitin içerisine mama ve su tasını, yatağını ve tuvalet bezini koyduk; böylece kendine ait bir odası oldu ve dışarı çıkmaması gerektiğini öğrendi. Ayrıca, ona ne kadar küçük alan verirseniz tuvaletini yapması o kadar kolaylaşır. Örneğin, gidip tuvaletini mama tasının yanındaki taşa yaparsa cezalandırabilirsiniz, zamanla yanlış yapa yapa petini bulacaktır ve her doğru isabet için ödüllendirmeyi unutmayın. Biraz barbarca kaçabilir ama anca ödül-ceza ile öğreniyorlar, üzgünüm 🙁 Ceza kısmına gelince, herhangi bir el kaldırmak, popsuna vurur gibi yapmak ya da gerçekten vurmak, gazeteyi katlayıp burnuna değdirmek falan KESİNLİKLE  yapılmaması gerekenler. Her hareketiniz onlar için çok önemli, cezadan kastım aslında çok basit. Sesinizi bile yükseltmeyin. “Hayır” diyip dur işareti’ne alıştırın. İnanın yaşının verdiği gençlikle ve sizin tekrarlarınızla her şey yerine oturacaktır. Anlayacağınız üzere biz evde tuvalet eğitimi verdik, çünkü daha önce de söylediğim gibi ev en üst katta ve asansör yok. Ee, bir köpeği günde en az 2 kez dışarı çıkartmak gerektiğini düşünürsek (gezdirme harici) biraz yorucu olurdu. Sonuçta bunun yazı var, kışı var, çamuru var… Eğer dışarıda tuvaletini yapsın diyorsanız, çevremdeki diğer 2 kişiden gördüğüm kadarıyla anlatabilirim: Günde minimum 2 ve ortalama 3-4 kez olacak şekilde aşağı-yukarı tuvalet saati belirleyin. Bunu bir alışkanlık haline getirin ki köpeğinizin bünyesi de buna alışsın. Bunun dışında dışarı her çıktığınızda yanınıza ödül maması alın. Her yapışında verin, eğer eve yapıyorsa da cezalandırmayı unutmayın. Göreceksiniz, köpeğiniz sizlere adapte olacak ve zaman içerisinde tuvaletinin geldiğini size belli bile edecek. Kapıa gidip ağlayabilir, kıvranabilir, bir kapıya-bir size bakabilir. Birbirinizi çözeceksiniz, bana inanın 🙂

İtaat ve Komut Eğitimi

Evde kaç kişisiniz? 3? 4? Öyleyse yapmanız gereken başlıca 2 şey var: 

  1. Tasma takın. Bu tasma dışarı çıktığındaki tasma olmasın genelde onlar daha kalın ve vücudu kaplayan cinsten oluyor. Tercihen ben boyun tasmasını da sevmiyorum. Sanki köpeği gezdirirken biraz fazla çekiştirirsem boynunu incitecekmişim gibi hissediyorum. Bu tasma sırt tasması olsun ve yatış hariç hep bununla gezsin. Köpeğiniz tasmasızken çok çıplak kalır, sizlere itaat etmez ve eninde sonunda sizi kölesi yapar. Başıma geldi, oradan biliyorum 🙂 Bir sonraki yazımızda kesinlikle anlatacağım. 
  2. Mutlaka bir “lider” belirleyin. Bu lider evde köpekle en çok zaman geçiren kişi olmalı. Ondan söz almalı. “Hayır”, “Gel” gibi temel komutları önce bu kişiden görmeli. Bu kişi kızdıkça bir sorun olduğunu anlamalı. 

Yemek Eğitimi

Benden size bir tavsiye daha, asla o masum bakışlarına kanmayın. Bir köpeğin canı pilav, profiterol çekmez. Bizimkinin çekiyor, o ayrı 🙂 Ama lütfen, yediğinizden illa tattırmak istiyorsanız, o bakışlara dayanamıyorsanız ucundan verin. Yoksa zaman içerisinde onun hem kan değerlerini, hem tüy parlaklığını, cilt sağlığını ve kokusunu bozarsınız. İş, içinden çıkılamaz bir hale gelir. Ona zaman zaman ıslak mama verebilirsiniz, bu onu mutlu eder tabii ki. Ama asıl önemli olan maalesef ki pek de bayılmadıkları o kuru mama. Diş ve çene sağlığı için gerekli olan şey o sert kuru mamaları kırıp çiğnemesi. Yaş mama tembel işi, unutmayın! 

İlk geldiğinde 2 aylık olan bu bebiş şimdi bizimle 3.yılını geçiriyor.  Bu genç yaşında çok ciddi badireler atlatsa da (atlatmak mı denir bilemiyorum doğrusu) bizimle olduğu için her gün şükrediyoruz. Kendisi evimizin baş tacı, olmazsa olmazı, maskotu, 5. üyesi, 3. çocuğu, artık siz ne derseniz… Ondan önceki hayatım nasıldı diye zaman zaman düşünüyorum, koca bir boşluk. Sanki o yıllarda hiç yaşamamışım, varolmamışım gibi. Onsuz bir hayat nasıl olur diye düşünmek bile istemiyorum, muhtemelen en büyük darbeyi buradan yiyeceğim. 

Bu minik yavrunun başından geçenleri de başka bir yazıda sizlere anlatmak isterim… 

Tüyü kadar ömrü olsun dostlarımızın, öpücükler burdan hepsine!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir