Önemsiz Bir Kadın Kitap Yorumu

Selamlar! Bugün sizlere bir solukta okuyup bitirdiğim, kendi arkadaş çevreme de tavsiye ettiğim bir kitabı yorumlamak istedim.

Öncelikle, çoğu kişinin Dorian Gray’in Portresi adlı kitabıyla bildiği İrlandalı ünlü roman, şiir, oyun ve öykü yazarı Oscar Wilde’ı kısaca tanıyalım. 

Göz cerrahı babası ve şair annesinin 2. çocuğu kendisi. İrlanda doğumlu dâhi yazar Wilde, iğneli üslubu ile Victoria Dönemi Büyük Britanya’nın önde gelen isimlerinden oldu. Başarılı bir eğitim hayatı geçirdi. Berkeley Altın Madalyasını ve Oxford Üniversitesi Magdalen Koleji’ni kazandı. En önemli ilkelerinden biri hayatı sanata yaklaştırmaktı, yani sıkı bir estetizm savunucusuydu. Londra suçlularıyla olan ilişkisinin açığa çıkması sonucu ahlaksızlıktan dolayı dava edilmiş ve suçlu bulunmuş Wilde, 2 yıl kürek hapsine çarptırıldı. İlk başta Pentonville’de ve sonra Wandsworth’te yattı ve en sonunca Reading Zindanı’na geçirildi. İlk başlarda kendisine kağıt-kalem bile verilmese de, sonrasında verildi ve Wilde bunu çok iyi kullandı; gönderemese de sevgilisi Douglas’a 50.000 kelimelik mektup yazdı. Mektuplar, 1962 yılında tam haliyle Oscar Wilde’ın Mektupları adı altında yayımlandı. Hapis hayatı sonrası kısa sürede eski zevklerine döndü ama fakir bir yaşam sürdü ve öylece öldü. 

Okuduğunuz üzere doğumu ve ölümü son derece zıt olan Wilde, bu kitapta da tıpkı diğerleri gibi sizleri kendisine hayran bırakıyor. Öyleyse artık konusuna ve bende bıraktığı etkiye geçelim. 

Bu kitap zenginlik ve yoksulluk, aşk ve evlilik, kadın-erkek ilişkileri, hiyerarşi ve masumiyet konusunda dönemin muhafazakâr zihniyetine karşı tavır alışının bir örneği. Kitaptaki karakterler biraz fazla geliyor ilk okuduğunuzda, fakat çok rahat alışıyorsunuz. Her karakter farklı bir şeyi savunuyor, bu da sizlerin olaylara farklı perspektiften bakmanızı kolaylaştırıyor. Ben olayları bazen günümüz şartlarıyla kıyasladım ve bazı şeylerin halen bile devam ettiğini gördüm, maalesef acınacak durumuna gülüyor insan okudukça. Aslında bir oyun metni olan bu kitap 4 perdeden oluşuyor yalnızca 104 sayfa (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları- Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi). Kitap zaten çok akıcı, ama özellikle son 3 sayfası okuyucuda şok etkisi yaratıyor. 

Romantik türü bir kitap diyebileceğim bu eser ilgimi çeken bir sürü aforizma ile dolu, bazılarını sizlerle de paylaşmak isterim:

“Bir azizle bir günahkar arasındaki tek fark her azizin bir geçmişi, her günahkarın da bir geleceği olduğudur.”   

“Ruh yaşlı doğar, ama giderek gençleşir. Bu, hayatın komedisidir.”

“Beden ise genç doğar, ama giderek yaşlanır. Bu, hayatın trajedisidir.” 

Sizlere şimdiden iyi okumalar dilerim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir