Lanete Lanet Olsun: The Lady of Shalott

   Herkese merhaba! Bugün sizlere Kral Arthur efsanesine dayanan, uğruna çok uzun ve çok güzel bir şiir yazılmış, sonu ne yazık ki kötü biten çok güzel bir tabloyu anlatmak istiyorum; “The Lady of Shalott”. 1888 yılında yapılan eser Neo-Klasik İngiliz sanatçı John William Waterhouse tarafından yapılmıştır. Hüzünlü hikayesi vardır bu eserin, gelin birlikte incelemeye başlayalım 🙂

   Efsaneye göre eserde görülen kişi, ki adı Elaine, Camelot şehri yakınlarında bir adada yaşamaktadır. Shalott adlı adada bulunan bir kalede yaşayan Elaine ne yazık ki lanetlidir. Laneti ise bir bakıma tutsaklıktır; Elaine’in ne olursa olsun kalenin dışına bakmaması gerekiyordur. Eğer bakarsa ne mi olur? Ölür. Günlerini dokuma ile geçiren Elaine’in bir aynası vardır ve dış dünya ile tek bağlantısı bu aynadır. Bir sabah bir şey olur…

   Bir sabah dışarıdan güzel bir ses duyar. Güzel bir şarkıdır ve çok hoşuna gider. Ve tabii her insan gibi kimin söylediğini çok merak eder 🙂 Aynadan baktığı gibi bir şövalye görür; Sir Lancelot. Ona aşık olur. Aynadan görüp aşık olduğu insanı gözüyle görmek ister. Pencereye koşar, dışarıdan bakar ve aynı anda ayna çatlar. Lanet başlamıştır, artık yavaş yavaş öleceğini o da bilmektedir. Ve bundan sonra ölüme yolculuk başlamaktadır. Koşa koşa aşağıya iner, bir kayığa atlar ve adadan karşıya geçmek ister. Belki de uğruna öldüğü kişiyi görmek, ona dokunmak, onu öpmek istemektedir. Zaten ölecektir, kaybedecek neyi kaldı ki?  Bir süre sonra kayığının yakınlarında ölü olarak bulunur. Ne yazık ki Sir Lancelot’a ulaşamadan hayatını kaybetmiştir. Hikayemiz bu kadar, biraz resmin detaylarına bakalım isterseniz 🙂

   Waterhouse yaptığı bu güzel eserde, Elaine’in kıyıya ulaşmadan önceki halini resmetmiştir. Eser hem olay hakkında hem durum hakkında bize bariz bilgiler vermeye açıktır. Elane’in yüzü çok endişelidir, birazdan öleceğini bilmektedir. Bembeyaz kıyafeti ise onun masumluğuna göndermedir. Kayığın hemen önünde görünen 3 mumdan ikisi sönmüştür, zaman gelmektedir ve git gide ölüme yaklaşmaktadır. Mumların yanında ise boylu boyunca uzanan bir İsa figürü vardır. Kayığın üzerindeki örtüler ise Elaine’in kuledeki yaşamına göndermelerdir. Ayrıca dokuma da Sir Lancelot’a bir gönderme olduğu barizdir 🙂 En önemli ayrıntı ise Elaine’in tuttuğu zincirlerdir, tutsaklığına güzel bir gönderme olmuştur. 

   Beni her zaman hüzünlendiren ama güzelliği ile büyüleyen bir eserin daha sonuna geldik. 

Sanatla kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir