Körlük Kitap Yorumu 📚

by:

KİTAPYAŞAM

Merhabalar! Bugün sizlere okumayı yeni bitirdiğim ve 1998 Nobel ödüllü bir kitaptan bahsetmek istiyorum: KÖRLÜK

Körlük kitabı aslında yakın zamanlarda alışık olduğumuz bir terimle bizi yeniden çarpıştırıyor. Peki, nedir bu terim? Çok basit: PANDEMİ. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere kitap, bir körlük pandemisi üzerine kurulmuş. Bir kişinin trafik ışıklarında arabasıyla beklerken birden kör olmasıyla başlayıp, gittikçe bütün şehre ve ülkeye yayılan bir felaket. Kitapta 7 ana karakter var. Bunlar: ilk kör, ilk körün karısı, doktor, doktorun karısı, siyah göz bantlı adam, koyu renk gözlüklü genç kız ve şaşı çocuk. Bu karakterlerin ve ilk 300 körün karantinaya alınmak için bir yere kapatılması anlatılıyor. Orada verdikleri yaşam mücadelesinin yanı sıra; ahlak, temizlik, güven, örgütlenme, hiyerarşi gibi kavramlar da bolca vurgulanıyor. Kitap aslında günümüze çok benzer bir toplumu anlatıyor: Bencil. Silahlanma sonucunda bir tarafın güçlü olurken, kalan körlerin köle yerine konması bir tesadüf müdür? Hayır. Tarih boyu güçlü olanlar kendilerine nerede olurlarsa olsun köleler bulmamış mıdır? Körlerin, karantinadan kaçtıktan sonra bütün ülkenin kör olduğunu öğrenmeleri ile; sistemin, hükümetin ve var olan bütün düzenin çöktüğünü öğrenmesiyle yaşamı sorguluyorlar. Aralarında gören tek kişi olan doktorun karısının yönlendirmeleriyle yaşam mücadelesi veriyorlar. Kitabın sonunu kendiniz keşfetmenizi diliyoruz!

Körlük aslında bize sadece toplumu değil, kendi kişisel eksikliklerimizi de fark etmemizi sağlıyor.

Günlük hayatımızda görme engelli/duyma engelli bir sürü insanla karşılaşıyoruz. Nedense hiçbir zaman onların dünyasını hayal etmiyoruz. Hangimiz gidip işaret dili öğrendik ve onlarla iletişim kurmayı denedik? Hangimiz evimizin sokağında/caddesinde, en sevdiğimiz kafede/restoranda bu insanlar için yeterli koşullar sağlanıyor mu diye düşünüyoruz? Bir görme engelli arkadaşımıza, buranın pizzasını kesinlikle yemelisin dediğimizde, oradaki imkanların farkında mıyız? Mesela Braille alfabesiyle yazılmış menüleri var mı? Önermesek bile, bu insanlar için toplumda ne kadar az imkanlar sağlandığının farkına varmalıyız ve bu imkanları sağlamalıyız. 

Kitabı hepinize tavsiye ediyorum! Beni çokça düşündüren ve vicdani olarak sorgulatan bir kitap oldu. 

Sağlıcakla kalın🙈

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir