Kırmızı Pazartesi Kitap Yorumu

by:

KİTAPSon EklenenlerYAŞAM

Herkese merhaba! Yüzyıllık Yalnızlık ve Kolera Günlerinde Aşk kitaplarıyla bilinen Gabriel Garcia Marquez’in 1981’de yayımlanan yedinci romanından bahsedeceğiz: KIRMIZI PAZARTESİ. Kitabın sonunu daha ilk cümlesinde söyleyen yazarın kitabı, sizce sürükleyiciliğini kaybedecek midir? Bana sorarsanız hayır. 

Marquez, yazım dili oldukça farklı bir yazar. Kitaplarında, bir olayı birçok karakterin bakış açısından yazıyor. Eğer Kolera Günlerinde Aşk ya da Yüzyıllık Yalnızlık gibi klasikleşmiş eserlerini okumak istiyorsanız, bu kitap yazarın diline alışmanızda güzel bir deneme olabilir! 1982 Nobel ödülü almış bu kitabın konusu nedir?

Kitabın konusu nedir?

Kitap aslında daha ilk cümlesinden söylediği gibi işlenecek olan bir cinayetten bahseder. Marquez, küçükken yaşadığı kasabada yıllar önce işlenmiş bir cinayeti, kendi kelimeleriyle anlatır. Santiago Nasar’ın öleceği bu kadar belliyken ve herkes tarafından da bilinirken, kasabadaki birçok insanın onu uyarmaması ve yardım etmemesi ise bize bir toplum portresi çizer. Nasıl bir toplum? Erkek egemen bir toplum tabii ki. Namus cinayeti ve töreler bu toplumunda bir parçasıdır. Kitap bir cinayeti değil de, insanları, kişiliklerini, karakterlerini, düşüncelerini ve yaklaşımlarını anlatan bu kitaba hayran olmamak elde değil.

Diğer kitaplarına göre okunmasını daha kolay bulduğum bu kitabı size öneririm. Aynı zamanda Marquez’e giriş kitabı gibi düşünebilirsiniz. Bahsettiği kasaba aslında yazdığı çoğu romanda aynıdır. Okurken dikkat etmeyi unutmayın! Severek okuduğum ama okuduktan sonra yorulduğumu hissettiğim bu yazar beni hiçbir zaman sıkmamıştır. 

İyi okumalar dilerim!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir