Hanedanın Huzurlu Bahçesi: Maslak Kasırları

Herkese merhaba! Bugünkü mekan paylaşımımızda kendimce “2.Nüzhetiye” adını verdiğim Maslak Kasrı’nı okuyacaksınız! 

Maslak Kasrı Tarihi

II.Abdülhamid’in şehzade yıllarını geçirdiği Maslak Kasrı’nın maalesef ki yapılış tarihi ile ilgili kesin bir bilgi yok. Yapılaşmalar her yeni sultanda eklentilerek yapılarak bu halini almış. Sultan II. Abdülhamid ve ailesinin buraya tahsis edilmesinin ardından o da çeşitli eklemeler yaptırmış. Bu dönemde de geniş bir çiftlik haline gelen Maslak Kasrı, II. Abdülhamid’in padişah olmasından sonra ismen değişmiş ve “Maslak Çiftlikât-ı Hümâyûn” adını almıştır. Kasırlar’ın ismi aslında o dönemde İstanbul’un su temini için kullanılan maslak ismiyle anılan su dağıtım haznelerine dayanmaktadır. 

Normalde içerisinde birden çok bina olması gereken bu alanda, ne yazıktır ki bazıları günümüze kadar ulaşmamış. Artık elimizde bu yapılardan “Mâbeyn-i Hümâyûn, Kasr-ı Hümâyûn, Limonluk Külhanı, Ağalar Dairesi ve Çadır Köşkü” kaldı. Müzeyi gezerken siz de fark edeceksiniz ki, benimsenmiş mimari döşemeler aslında günümüz Türk evi döşemeleri ile oldukça yakın. Limonluk bahçelerinde yer alan kamelyalar ise İstanbul’da türünün en yaşlı üyeleri olarak bilinmekte. 

Özel Anlamı

Maslak Kasırları aslında Sultan II. Abdülhamid ile birlikte anılıyor ve bunun birçok sebebi var. Ailesiyle burada yaşadığı dönem boyunca kendisi bizzat marangozluk, bahçe bakımı, çiftçilik gibi konularla ilgilenmiş ve nadir bitki türlerinin yetiştirilmesiyle uğraşmış. Maslak Kasırları, aynı zamanda Sultan II. Abdülhamid’in ağabeyi V. Murad’ın tahttan indirilmesinin ardından tahta geçeceğinin kendisine bildirildiği yer olarak da ayrı bir anlam ve öneme sahip. 1924 yılına kadar Sultan II. Abdülhamid’in şahsi mülkü olan bu yapı, 1937 ve 1982 yılları arasında verem mikrobu kapmış fakat verem hastalığına yakalanmamış askerlerin tedavisi amacıyla askeri prevantoryum olarak kullanılmıştır. Şimdi ise müze, saray ve dinlenme tesisi olarak kullanılmaya devam etmekte. 

Maslak Kasrı Deneyimim

Burası mü-kem-mel! İçerisi o kadar büyük ki, alabildiğine yeşillik, İstanbul’da görmeyi özlediğimiz renklerden. İçeri girerken tabii ücret değişiyor, ama öğrencilere bahçe ve müze gezisi yalnızca 5 lira! Kimliğinizi veriyorsunuz ve giriş kartı teslim alıyorsunuz, çıkış yapana kadar karttan siz sorumlusunuz. Müze için sizlere aynı Ihlamur Kasrı’ndaki gibi kumanda veriliyor, boynunuza asabiliyorsunuz. O kadar pratik ki! İçeri girdikten sonra biraz ilerleyince o muhteşem Maslak Kasrı’nı göreceksiniz; yani aslında müzeyi. Beni en çok etkileyen şeylerden birisi de müzenin her yerini gezebilmeniz. Her odanın girişinde tabela var, tabeladaki numarayı kumandada tıklayarak odalar hakkında bilgi alabilirsiniz. Evet fotoğraflar da var, Google’da bulmanız çok kolay, fakat bizzat görüp dinlemeniz çok daha başka ve etkili olacaktır diye düşünüyorum. Müzenin hemen yanında “Limonluk” denen yer var. İçerisi küçük, ama harika kareler yakalayacaksınız, buna eminim 🙂 Yine Ihlamur Kasrı’ndaki gibi bazı ağaç ve bitkilerin dibine adları yazılmış. Hatta bazılarını dinleyebiliyorsunuz bile. Köşkün ve Limonluk’un ilerisinde hemen bir dinlenme tesisi var, muazzam! Burası ilk başta 3-5 sandalye gibi gözüküyor ama değil! Aşağı indikçe büyüyen bir tesis resmen! Kendinizin sallayabileceği kamelyaları var, biz önce oraya oturduk. Ama bitkilere o kadar yakındık ki arılar ve türlü böcekler bizi rahat bırakmadı ve normal masa-sandalyelere geçtik. Türk kahvesi ve çilekli magnolia’ları çok lezzetli, bizden söylemesi! Dinlenme tesisi aslında “Çadır Köşk” ya da “Seyir Köşkü” olarak da biliniyor. Burada sarı minik bir bina var, oraya çıkıp manzarayı tepeden izleyebilirsiniz. Biz harika fotoğraflar çektik, çekildik, şimdi sizlerle bazılarını paylaşmak isterim: 

Bizden şimdilik bu kadar, yeni yerlerde görüşmek üzere! 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir