Çehov Klasiği: Altıncı Koğuş

by:

KİTAPSon EklenenlerYAŞAM

   Herkese merhaba! Bugün Can Yayınları serisinden olan bir başka kitapla devam edeceğiz. Bir önceki yazımızda bu serinin başka bir kitabı “Platon: Kriton ya da Görev Üstüne Kitap Yorumu” incelemiştik. Bana göre bu serinin en iyi kitaplarından biri olan ve sadece 70 sayfada demek istediklerini fazlasıyla iyi açıklayan Anton Çehov, yaşadığı dönemde Rus aydınlarının halktan kopuşunu ustalıkla belirtmiştir. Bu kısa öykümüzün adı; Altıncı Koğuş. Hem yayınlandığı dönemde hem de yüzyıllar sonra hala fazlasıyla okunan ve tartışılan bir kitaptır. Gelin biraz daha yakından bakalım.

   Çehov’un ustalık dönemi ilk eserlerinden olan Altıncı koğuş, toplumsal çözülmenin Rusya’da ne kadar derinden olduğunu bize göstermektedir. Dönemin Rusyasında yaşanan toplumsal duyarsızlığı ve iletişim kopukluğunu anlatan kitap, aslında içten içe bizi de sorgulayan ve delilik kavramı üzerine hem felsefik hem genel düşünmemizi sağlayan harika bir kısa öyküdür. İki ana karakterimiz vardır; akıl hastası İvan Dmitriyeviç ile doktorumuz Andrey Yefimoviç. Konu ve hikaye tamamen bu iki kişi arasında geçmektedir. Her şey ana karakter Dmitriç’in akıl hastanesine yatması ile başlamaktadır diyebiliriz. Öncesinde hem akıl hastanesi hem bu hastanenin ünlü Altıncı Koğuşu hakkında gerekli bilgiler verilmektedir. Doktorlar, hizmetliler ve onların umursamaz tavırları, koğuşun bakımsızlığı çok gerçekçi betimlenmektedir. Akıl hastanesine yatan Dmitriyeviç bu durumdan rahatsız olmaya başlamış ve yapılan adaletsizliklere karşı çıkmaktadır. Tahmin edeceğiniz üzere tüm bunlar bastırılmaktadır. Doktorumuz Andrey Yefimiç ise bu durumu umursamayan, genel olarak hiçbir şey yapmayan, gördüğü şeylere göz yuman biridir. Durumu değiştirmek yerine olanı kabullenen doktorumuz bir gün Altıncı Koğuşa uğradığı bir sırada Yefimiç ile tanışır ve yaptığı sohbet hoşuna gider. Yefimoviç doktoru ne kadar sevmese de onunla konuşmaya devam eder. Doktor gündüz ve geceleri aralarındaki konuşmaları düşünür, hepsi bir bakıma felsefik ve insanı sorgulayan cümlelerdir. Bu konuşmaların ve sohbetin artması insanların gözüne batmaya başlar. Bu konuşmaları gören insanlar da doktorun delirmeye başladığını düşünürler. Hem arkadaşları hem hastanesinde olan yönetim onu sohbet edercesine sorgulamaya başlar. Düşünce yapısının ve hayata bakışının çoğunluğa nazaran değiştiğini gören heyet, Andrey Yefimoviç’i hastaneye yatırmaya çalışır. Arkadaşlarının da aklına girmesi ve maddi durumunun kötü olması sonucunda hastaneye, Altıncı Koğuşa kapatılır ve kısa bir süre sonra burada hayatını kaybeder.

   Andrey Yefimoviç ile İvan Dmitriyeviç arasında geçen konuşmalar, toplumda konuşulan konular nazarında farklı ve insanlara göre tehlikelidir. Ölüm, ölümsüzlük, tanrı, yozlaşan insanlar ve devlet adamları, empati, vicdan konulu çok fazla karşılıklı konuşma olmuştur. Çehov burada ayrıca ülkesi Rusya’nın sorunlarıyla ilgilenmeyip gündelik hayatına devam eden Rus aydınlarına çok ağır eleştirilerde bulunmuştur. Bu eleştiriler o kadar başarılıdır ki yaşadığı dönemde rahatlıkla fark edilmektedir. 

   Kitaptaki en önemli şey bu ikili diyaloglar ve okurken sizin verdiğiniz cevaplar ile tepkilerdir. Mesela en büyük soru şu olmalıdır; sizce de doktor delirdi mi? İvan Dmitriyeviç deli miydi? İvan Dmitriyeviç, hayatı boyunca bir hapishanede olduğunu hissetmektedir ve bundan kurtulmak için çoğunluğa göre farklı davranıp farklı düşünmektedir. Ve sonucu akıl hastanesine yatmaktır 🙂 Acaba gerçekten deli mi sorusunu çözmek size kalmıştır ama şunu hatırlamakta fayda var; günümüzde bile çoğunluktan farklı davranınca, her konuda insanlar bize tavır almakta ve sorgulamaktadır. Eğer siz de herkes gibi aynı davranmazsanız o koğuşa gitme olasılığınız var. Kitaptaki şu cümle benim her zaman hoşuma gitmiş ve beni düşündürmüştür; ” Kutsal Kitap’a göre, meleklerden biri yalnızlığı seçtiği için Tanrı’nın gözünden düşmüştü, öbür melekler bunun tadını bilseler birçoğu aynı yolu seçerdi herhalde”.

   Ben kitabı Can Yayınları Kısa Klasikler serisinden okudum. Mehmet Özgül çevirisinin bu dünya klasiği ve Rus Edebiyatı’nın önemli bir eseriyle birleşimi toplumsal yozlaşmayı harika anlatmış. Şiddetle tavsiye ettiğim bu kitabı bir çırpıda okuyacağınıza emin olabilirsiniz!

   Keyifli okumalar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir