Asılacak Kadın Kitap Yorumu

by:

KİTAPSon EklenenlerYAŞAM

Pınar Kür ve onun güçlü kalemi ile tanıştığım ilk kitap: Asılacak Kadın. Bu kitabın yayımlanması bir zamanlar Türkiye’de yasaklanmıştır. Yasağı kalktığı gibi hemen satın aldım. Merak ettim neydi bu kitabı yasaklatan? Okuduktan sonra anladım ki gerçeklerdi bu kitabı yasaklatan. Günümüzde hala olan gerçekler.

Kitap sanki bir cinayeti anlatacakmış gibi başlayan ama aslında bu cinayetin arkasındaki daha önemli olayları anlatıyor. Kitap 3 farklı kişinin bakış açısından yazılmış. İşte burada Pınar Kür’ün kaleminin gücünü fark ediyoruz. Pınar Kür cidden o üç kişi olmuş sırayla. Onların karakterlerine ve kafalarına girmiş, onların beyinleri ve kalpleri olmuş. Birinci kişi Faik İrfandır ve göreceğiniz üzere kitap onun düşünceleri üzerinden akmıştır. Okurken o olursunuz ve onun gibi duraklayarak düşünürsünüz. Bir insanın bütün düşüncelerini okuyormuş gibi hissedersiniz. İkinci kişi Melek’tir. Melek bir köylüdür ve şivesi de vardır. Satırlar Melek’in kafasında geçen şekilde yazılırken, onun şivesi, söyleyiş biçimi de aktarılmıştır. Kafasında düşünceler hiç durmadığı için bu bölümde tek bir noktalama işareti yoktur. Yani okurken anlamak için Melek olmanız gerekiyor. Üçüncü kişi ise Yalçın’dır. Yalçın, aslında günümüzde var olan kadınları savunur gibi duran, korumaya çalışan ama en çok zararı veren erkekleri temsil eder.

Kitap, Melek’in yaşadıklarını, çaresiz kalmasını ve etrafındaki onlarca kişi tarafından yargılanmasını anlatıyor. İnsanların önyargıları ve kıskançlıklarıyla çevrilen, aslında içeride çokça eziyete ve tecavüze maruz kalan bir kadını anlatıyor. Üstüne üstlük işlemediği bir suçtan asılacak olan bir kadını ve hikayesini anlatıyor.

Bu kitabı insanları dışarıdan gördüğümüz gibi yargılamamayı, kimsenin neler yaşadığını tahmin bile edemeyeceğimizi, ezilmişlerin nasıl da hayattan koparıldığını anlatıyor. Bu kitap, ses çıkaramayan, ezilmiş bir kadının sesi oluyor. Bu kitabı okurken beni irite eden noktalardan biri de Faik İrfan’ın kadınlar üzerine düşüncesi ve düşmanlığıdır. Okurken kendimce nasıl yani, nasıl bir insan böyle düşünebilir? diyordum. Ama kitap bittikten sonra fark ettiğim şey, dünyada zaten Faik İrfan gibi binlerce kişi yok mu? Böyle insanlar olmasaydı, suçsuzlar hapise/idama gider, suçlular dışarıda gezer, kadına/çocuğa şiddet ve kötülük artar mıydı? Dünya’da Melek gibi ezilen saf kadınlar olmasaydı günde yüzlerce cinayete/tecavüze/şiddete kurban giden kadınlar görür müydük? Dünya’da Yalçın gibi insanlar olmasa, ikiyüzlü, vicdanı ve kalbi kötü ama kendini iyiymiş gibi gösteren insanlarla karşılaşır mıydık?

Umut ediyorum ki herkes bu kitabı bir gün okuyacaktır.

Esenlikle kalın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir